Neyse ki sen varsın, bak biraz nefes alıyorum burada.
“Ne oldu ki yine?” diyeceksin bana değil mi?
“Ne bileyim, bir şey de yok aslında” diyeceğim ben de sana. Ama sonra bu halime bir anlam yüklemek için;
“Bilmiyorum işte, havadan herhalde” diye ekleyeceğim dalgın dalgın bakarken uzak bir yerlere.
Derdimin gerçekten havayla ilgili olduğunu düşüneceksin. Senin yerinde olsam kafamı kaldırır, camdan dışarı bakar, havanın ne durumda olduğunu anlamaya çalışırdım. Ama baksan da anlamı yok, havanın kendisinde cevabı bulamayacaksın, boş ver.
Yine de, neyse ki sen varsın, sayfalarında yazınca rahatlıyorum biraz. Havayı bile anlatsam sana iyi, o bile omuzlarımdan eksiliyor.
“Ne taşıyorsun ki omuzlarında?” diyeceksin bana,
“Ne taşıyacağım işte, iyiyim aslında” diyeceğim ben de sana.
“Ama ne bileyim işte bir ağırlık çöküyor ya bazen, öyle bir şey” diye ekleyeceğim sonra bu halimi mantıklı kılmak için.
Ama nafile… Mantık bu daracık sokaklarda gezinmiyor, bu hüznü anlamıyor ve bu şarabın tadını bilmiyor. Ne yazık ki onunla sarhoş olunmuyor.
Evla / Döşemealtı.